Duyuru


Anasayfa arrow Makaleler arrow Genel Makaleler arrow Gagauz ve Türk Âşıklık Geleneğinde Ortak Unsurlar
Gagauz ve Türk Âşıklık Geleneğinde Ortak Unsurlar Yazdır E-posta
Yazar Doç. Dr. Tudora ARNAUT   

Gagauz edebiyatı bilim dünyasında kendi ismini yeni duyurmaya başladı. 1957 yılında kiril alfabesi esnasında bazı harfleri ekleyerek kurulan Gagauz alfabesi Gagauzlara bilim dünyasına yeni kapılar açtı. Asırlarca kendi kültür zenginliklerini koruyan ve yaşatan bu topluluk kendi ana dilinde anonim halk edebiyatını da yaşatmaya başarmıştır. Yazılı edebiyatın kurulması ile daha da kalıcı adımlar bırakmayı amaçlayan sözlü edebiyat çalışmaları hızlandı ve halk arasına alan araştırması yapmak için bilim adamları seferber oldular. Devlet tarafından desteklenen bu tür projeler elektro-kültür ortamında yok olmaya üz tutmuş sözlü edebiyata el uzatmış gibi oldu. Genellikle köylerde oturan halkın konuştuğu dil araştırıldı ve çoğunluğunun kullandığı Çadır-Komrat ağzı edebi, yazı dili olarak kabul olundu.

Sözlü geleneğin yaşatıldığı köylerde insanlar nesilden nesile aktardıkları çeşitli türler hakkında bilgi verir ve duyduklarını anlatırlar. Eski türküler, balladlar, kötü veya üzücü olay üzerine yakılmış olan ağıtlar uzun zaman ancak amatörlerin tarafından derlenip doğru dürüst toplanmadığı için nerdeyse yok olmuşlardır. Asırlarca derlenmeyen destanlar kendi ismini masallara, hikâyelere veya balladlara bırakmış ve yazılı edebiyatta uzun zaman bu türün var olduğundan bilim dünyası habersiz kalmıştı. Daha ki Doç. Dr. Lübov Çimpoeş’in araştırıp derlediği ve bilimsel delillerle kitap halinde bastırdığı destan örneklerini sunduğuna kadar. Bu durum ne yazık ki diğer türler için de geçerlidir.

Gagauz sözlü edebiyatı derleme esnasında güzümüze kadar gelen ve tarihimizi aydınlatan bilgilerle doludur. Bunların ilk yaratıcıların var olduğu ve zaman içerisinde anonimleştiği bilinmemektedir. Derleme esnasında yapılan çalışmalar ise anlatıcıların anlatım ifadelerine dikkat ettikçe, anlattıkları eserlerin ilk ortaya çıkışını tespit etmek mümkün olmadığından dolayı zamanla değişime uğradığını da gözlemlemek mümkündür.

Gagauz sözlü edebiyatını Türk âşıklık geleneği ile karşılaştırmaya çalıştığımızda şunu belirtmemizde fayda var: Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan bu gelenek maalesef 11 asra kadar Orta Asya’da varlıklarını sürdüren Gagauzların ataları olan Oğuzları fazla etkilememiştir. Sebebini ise bir kısım Oğuzların diğer Türk kavimleri ile fazla kaynaşmadan Rus bozkırlarına göç etmeleri ve Müslüman olan Selçuklu Türkleri ile çok yakın temasta bulunmamalıdır. Bunun önemli nedeni bizce Gagauzların XIX. asırda Bizans İmparatorluğu altında kalıp Ortodoks Hıristiyanlığı kabul etmelerinden olmuştur. O dönemlerde millet kavramın yerini din kavramı ağırlıklı bir yer tutmaktaydı. Hatta Ukrayna’ya seyahat yapan Evliya Çelebi buradaki halklardan ve kavimlerden anlatırken, onların hakkında genellikle dinlerine göre bilgi vermekte ve yer adlarını bildirmenin yanı sıra soy isimlerini sunmaktadır.

Bu eksik bilgilere rağmen, Gagauzların arasında âşıklık geleneğine yakın bir geleneğin olduğunu bildirmek isteriz. Bunun sebebi ise hala günümüzde var olan bazı örneklerin sürmesidir. Ortak özellikleri sıralamak gerekirse şöyle bir benzerlik belirlenmektedir:

● Teknolojinin ve özellikle televizyon ve radyonun, basının fazla gelişmediği dönemde Âşıklık geleneğinde âşıklar bir haber taşıyıcısı gibi köyden köye gezip duydukları haberleri anlatır ve kış gecelerinde kahvehanelerde veya bazen belli evlerde halkla bir araya gelip duydukları veya kendilerine ait hikâyeler anlatmaktaydılar. Gagauzlarda da kış gecelerine iyi anlatıcı sayılan ve genellikle erkek olan kişi evlere çağırılır ve akşamları dernek kurulup masallar, hikâyeler anlatılırdı. Bu şahsın ismi genellikle “masalcı”, “türkücü” adını taşımaktaydı.

● Âşıklar, önemli bir şahsın hayatını kaybetmesi sonucunda onun hizmetlerini dile getirmek için uzun mersiyeler yazarlardı. Divan edebiyatında da bu geleneğin var olduğu bilinmektedir. Gagauzların da arasında bir önemli şahıs, halkın arasında saygınlığı olan ve ölen kişinin evine davet edilir ve onun hayatı hakkında “dizmekler” söyler. Bu davet edilen kişinin adı halk arasında “türkücü” adını taşır. Eğer “türkücü” “bu kişi hakkında bilgi sahibi değilse, (bazen bu kişiler başka köyden de davet edilirdi), ilk önce rahmetli hakkında bilgi edinir, yakın akrabaları ile konuşur, ölen kişinin karakterini, ailesine davranışını, önemli hobilerini ve yakınların aklılarında kalan güzel bir anısı ile anlatılır. Daha sonra da “türkücü” ölü hakkında ağıt yakarken bunları dile getirir ve orada bulunanları böylece daha da üzüntü dolu heyecana getirir.

● Okuma yazması olan âşıkların kendi eserlerini yazıp veya yazdırıp daha sonra kahvehanelerde, meydanlarda elyazması ile çoğaltıp dağıtmaları ve böylece kendilerine kazan sağlamaları geleneğini nadiren de olsa Gagauz “türkücüler”in arasında da görmek mümkündür. İşte Tomay köyünden Nedov soyadında bir “türkücü” ile benim de tanışma fırsatım olmuştur. Bana, kendisinin defterinde yazdığı 200’den fazla türküsünün olduğunu ve bu türküleri düğünlerde ve eğlence yerlerinde söylediğini ve kolhoz müdürleri, devlet adamları veya hatırı sayılan insanların hakkında yazdığını dile getirmişti. Hatta bunlardan bazılarını çalıştığım “Zname” il gazetesinin Gagauz sayfasında yayımlamak istediğimde kendisi bana: ”ben bunları size parayla satacam. Bu benim ekmäm, bän bunnan kazanêrım para” diye cevap verdi. O dönemler bu benim de çok tuhafıma gitmişti, fakat zamanla bunun âşıklık geleneğin parçası olduğunu gördükçe çok mutlu oldum. Demek ki Gagauzlar da kendi kadim köklerini unutmamaktadır. Bu kişiye benzer daha birkaç kişiye Gagauzların arasında rastlamak mümkündür.

● Konu bakımından ele alındığında tabii ki aşıklık geleneğinde var olan konu zenginliği Gagauzlarda mevcut değildir. Yine de bunun yanı sıra işlenen konular aşıkların yazdıkları konular ile benzerlik göstermektedir. Vatan, savaş, ölüm, kader, kısmet, sevgiliye karşı hasret, sıla vd. konular işlenmiştir. Bu sıralanan konular “türkücülerin” tarafından genellikle söyledikleri türkülerde dile getirilmekte. Türklere ait olan eski ismi ile kopuz veya diğer adı ile saz çalgı aleti Gagauzlarda mevcut değildir. Bu türküler söylenirken ya enstrümansız veya garmonika, davul veya kemençe, gayda, kaval kullanılırdı.

● Türk âşıklık geleneği ve Gagauzlarda var olan benzer örnekler her ne kadar aynılık göstermese de bu kavimin aynı kökten olduğunu göstermek için bazı ipuçları vermeye çalıştık. Gagauzların asırlarca Türk boylarından uzak kalmaları ve Hıristiyan dinine mensup olmaları onları bir yandan kendi orijinalliğini korumak için bir neden olurken, diğer yandan da diğer kardeş boylarından da uzak kalmalarına sebep olmuştur. Umarız ki bundan sonraki bağlantılar bu engeli kaldıracak ve âşıklık geleneği eski, kadim köklere dayanan Gagauz Türkleri arasında da yaygınlık kazanacaktır.

 

Kaynakça:

Мошков, В.А. Гагаузы Бендерского Уезда. (Этнографические очерки и материалы). Кишинев. 2004.

Чимпоеш, Л.С. Дастанный эпос гагаузов. Кишинев. 1997.

Artun, Erman. Aşıklık Geleneği ve Aşık Edebiyatı. Akçağ yayınları. Ankara, 2001.

Artun, Erman. Dini-Tasavufi Halk Edebiyatı. Akçağ yayınları. Ankara, 2002.

Gagauz Halk Türküleri. (Toplayan hem hazırlayan Mariya Durbaylo). Kişinev, 2001.

Gagauzça-Rusça-Romınca Sözlük. ( Hazırlayanlar Petr Çebotar, İon Dron). Kişinev, 2002.

Güngör Harun, Mustafa Argunşah. Gagauz Türkleri (Tarih-Dil-Folklor ve Halk Edebiyatı). T. C. Kültür Bakanlığı, Ankara, 2002.

Kaya, Doğan. Anonim Halk Şiiri. Akçağ yayınları. Ankara, 1999.

Çobanoğlu, Özkul. Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri tarihine Giriş. Akçağ yayınları. Ankara, 1999.

 

Tarsus’a selam

Güneş uyanardı yorgun uykudan

Penceremä şavku urdu sessiz

Sanki kurtulmaa savaşardı kuytudan

Tarsus’a getirärdi Karacaoğlan beni.

 

Kleopatra kapusu açıktı geriyadan

“sefa geldiniz!” lafları büülärdi heptän

Bırda taa yazdı, ama bizdä serinnärdi

Tarsus’a getirärdi Karacaoğlan beni.

 

Kasaba başkanı helal bir ev saabisi,

Çıkmış saaip cetlerin kutsal ruhuna

Büülärdi cancaazımı Çanakkale gemi muzeyi

Tarsus’a getirärdi Karacaoğlan beni.

 

Avşamkı gecäyi büüledi aşıklar

Türkçämin sesi gül açtı üzlerdä

Sizä selamlar yolladı Gagauzlar

Tarsus’a baaladı Karacaoğlan beni.

19.09.2006

 
© 2010 Türk Folkloru Grubu Yayin Sitesi
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.